PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

HİÇ
Yazan:İhtiyatsız Adam (Derleyen) ( 17/10/2002 13:29 )

*

Sadrazam Talat Paşa, bir gün Neyzen Tevfik'e devlet dairelerinin birinde katiplik önerir. Neyzen Tevfik: “Katip olacağım da ne olacak?” diye sorar. Teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran Talat Paşa, memurluk katlarını alttan üste sıralar: “Önce şu, sonra bu...”

Neyzen'in hala hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür: “Daha sonra vekil, nazır, kim bilir belki de sadrazam...”

Neyzen'in yanıtı yine bir soru olur: “Ya sonra ?”

Talat Paşa, bir an duraksar, "sonrası" padişahlıktır çünkü. İster istemez: “Hiç !” der. Bu yanıt karşısında güler ve şöyle der Neyzen Tevfik: “Ben bugün de "hiç"im! Sonu "hiç" olduktan sonra, onca zahmete katlanmaya ne gerek var ?”

*

Aşırı içkili akşamların birinde, iki kişinin güçlükle geçebileceði bir aralıkta külhanbey tavırlı bir adamla karşı karşıya gelen Neyzen Tevfik, geçmek için izin ister. Adam, mevzu çıkarmak amacı ile: “Ben senin gibi ciğeri beş para etmezlere yol vermem” diye tersleyince, Neyzen Tevfik yana çekilir ve: “Geç,” der, “senin yol vermediklerine ben veririm !”

*

Vurguncunun birinden söz ediliyordu. Konuşanlardan biri: “Kim ne derse desin,” der, “adamla deste deste para var. Nereye gitse herkes yana çekiliyor ve ona yol açıyor.” Konuşmaya kulak misafiri olan Neyzen Tevfik dayanamaz: “Saygılarından değil, sürünüp pislenmekten çekindikleri içindir !”

*

NEYZEN TEVFİK'İN KİŞİLİĞİ:

Anlatılanlar doğru mudur, değil midir bilinmez ama bilinen tek şey Neyzen Tevfik'in henüz yaşarken bir fıkra kişisi haline gelmiş olması.

"Kişiliği", "yaşam anlayışı" ve "yaşam karşısındaki tutumu" ile Neyzen Tevfik'in gizemli bir kimliğe büründürüldüğü görülüyor. Değerlendirmecilerce üretilen ve yanlızca yazılarda yaşayan Neyzen Tevfik'lerin yanı sıra bir de "ortalama birey"in dünyasında yaşayan Neyzen Tevfik var. Diğerleri gibi o da gerçek Neyzen Tevfik'ten kalkılarak oluşturulmuş bir "imge" kuşkusuz. Ama onlardan temelde ayrılıyor. Bu düzlemde "efsane kişisi" niteliği taşıyor çünkü. Yakıştırmalarla biçimlenmiş bir kişiliği var. Bu kimlikte şaşırtıcı, birbirini dıştalayan, zaman zaman da inandırıcı olmaktan uzak pek çok öğe bir araya getirilmiş.

Her kattan insanın ilgisini çekmiş bir kişi Neyzen Tevfik. "Para", "mal", "ün" gibi büyük çoğunlukça önemsenen, önemsenmek ne söz, neredeyse "her şey" sayılan şeyleri bir yana itelemiş; ayağına dolanan ve çoklarının düşlerini dolduran, eldesi için tüm güçlerini seferber eyledikleri "olanakları" ezerek geçmiş; bilinçli yada sezgisel olarak yakınılan "düzen", "disiplin", "otorite", "kural" gibi "ölçü" ve "ölçütlere" sırtını dönerek kendince yaşamış; içmiş-sızmış-dağıtmış- "tımarhaneler"in gediklisi olmuş bir kişi o. Böyle bir insan ilgi çekmeyecek de kim çekecek? Evinden işine-işinden evine gidip-gelen, gündelik yaşamın sorunları karşısında boyun eğme ile karşı koyma arasında salınıp duran "ortalama birey" mi?

YAŞAMINDAN KESİTLER:

1879 Bodrum'da doðdu.
1889 Ney ile tanıştı. İlkel denilebilecek bu aletten dökülen gizemli ve büyüleyici ses silinmez izler bırakır. Aynı yıl, sonucu yaşamını etkileyecek bir olayla karşılaşır; Muğlalı Kel Mülazım Hüseyin Ağa Müfrezesinin, kent çarşısında, eşkiyaların kesik başlarını halka göstermesine tanık olur. Bu görüntü silinmez iler bırakır çocuk dünyasında. Hatta kendisine göre, daha sonra başlayacak olan sara nöbetlerinin temeli bu olaya dayanmaktadır.
1892 Babasının tayini üzerine Urla'ya giderler.
1893 yılında ilk sara nöbetini geçirir. Annesi ile İstanbul'a gider ve altı ay sonunda Pepo adlı bir doktor hastalığını kontrol altına almayı başarır. Gerekli ilaçları verir ve "Neyzen'in üzerine gidilmemesini ve en çok hoşlandığı şeyleri yapmasına izin verilmesini" tavsiye eder. Ve öyle de olur. Öğrenimine ara verir, gönlünce gezip tozmaya ve neyi ile ilgilenmeye başlar.
1898 Babası medrese eğitimi için İstanbul'a gönderir. Ancak Neyzen Tevfik medrese ortamlarından hoşlanmaz ve zamanını daha çok Galata ve Yenikapı Mevlevihaneleri'nde geçirir. Bu arada Mehmet Akif Ersoy'la tanışır. Akif, dönemin seçkin müzisyenleri ve edebiyatçıları ile tanışmasını sağlar.
1900 Başarısız bir plak doldurma girişimi olur. Başarısızlığın sebebi ise Neyzen'in aşırı içkili olmasıdır.
1901 Medreseden tamamen ayrılır.
1902 Mısır'a doğru yola çıkar.
1908 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Sirkeci rıhtımına ayak basıyor.
1910 yılında annesinin isteği üzerine Cemile hanımla evlenir, bir kız çocuğu dünyaya gelir ama evlilikleri yürümez.
1919 İlk kitabı "Hiç"i yayımlar. Sık sık alkol komasına girmeye başlar.
1920 Yaşamının ilerleyen yıllarında gediklisi olacağı tımarhane ile tanışır.
1923 Ankara'ya kardeşinin yanına gider. Kurtuluş savaşını yücelten şiirler yazar.
1926 Atatürk ile tanışır.
1927 Sara nöbetleri ve alkol yüzünden Toptaşı Tımarhanesi ve Zeynep Kamil hastanesinde tedavi görür.
1928 Eski dostu Mehmet Akif'i görmek için Mısır'a gider, bir yıla yakın yanında kalır.
1929 Arkadaşı Avukat Refik İnce'nin ısrarı ile ilk konserini verir
1930 Belediye Reisi, maddi destek olsun diye Neyzen'i konservatuarda görevlendirir.
1940 Bu yıllarda doktoru olduğu kadar dostları da olan Mazhar Osman ve Rahmi Duman'ın aracılığı ile Bakırköy Akıl Hastanesi'nin 21 nolu koğuşu ona ayrılır. İstediði zaman gelir, yatar, dinlenir ve çıkar gider.
1946 Basın yararına düzenlenen bir konserde çalar. Konser öncesi ney'ini merak edenler, konser sonrasında onu dinlemenin bir şans olduğunu belirtirler.
1949 Dostlarından İhsan Ada , Neyzen'in erişilebilen verimlerini, onun gözetimi altında, Azab-ı Mukaddes adı ile kitaplaştırır.
1951 "Onu Affettim" adlı bir filmde önemli bir rolde gözükür. Oldukça da başarılı olur. "Ağlayan Şarkı" adlı başka bir filmde ise Suzan Yakar'la oynar.
1952 Arkadaşlarının ısrarı ile Şehir Komedi Tiyatrosu'nda jübilesi yapılır.
1953 hayata gözlerini kapar.

ŞİİRLERİ:

Neyzenliğin yanı sıra şair, özellikle de hiciv şairidir. Cumhuriyet dönemi hiciv şiiri söz konusu olduğunda, üzerinde durulmaya değer tek ad, onunkidir.

Toplumsal sorunları konu edindiği hicviyeleri; 1921'de yazdığı bir sıra hicviyesinde, din adamlarının bilgisizliklerini, dini kalkan olarak kullanarak yaptıkları kötülük ve rezillikleri sergiler.

"Hoca" şiirinde, "şeriat icabı" diyerek "onüç yaşındaki" kızları "nikah eden" "altmışlık" hocalardan sözeder örneğin:

Onüç yaşında olan bir kızı nikah ederek
Alır ve kendisi altmış yaşındadır, bu eşek.

İmam değil mi ya? Bunlar şeriat icabı,
Mahallede ileri kim gelirse ahbabı."

Ekler ardından da:

..ker, ..ker ve doyunca bıkar, boşar, yeniden,
İkinci bir kız alır, çünkü bunca hicret eden
Garib-ü bikes-ü avare, sersesi dolaşan,
Zavallı aileler var, hükümetin bir an
Muhacirini düşünmek için zamanı mı var?
Elinde bunları iskan için mekan mı var?

Kişileri Konu Edindiği Hicviyeleri;

Hitler'e yapılan başarısız bombalı saldırı üzerine;

Bay Hitler yaralandı, dediler
Menhus yıldız çabuk doğar bulunur;
Sen köpeğe kuduz de de geçiver,
Nasıl olsa bir öldüren bulunur.

MUSTAFA KEMAL VE NEYZEN TEVFİK:

Neyzen Tevfik'in Atatürk'le tanışması oldukça ilginçtir. Yakın dostlarından Hakkı Süha Gezgin, bir gün Atatürk'ün Neyzen Tevfik'i dinlemek istediğini; "sokulduğu inleri bildiği için" kendisine başvurduğunu ve arayıp bularak Dolmabahçe sarayına götürdüğünü belirtir. Gecenin nasıl geçtiğini ise şöyle anlatır:

"Atatürk'e uzun uzun aşkla üflemiş. Sofra'da kendinden geçmeyen kalmamış. Paşa duyduðu "haz"zın borcunu ödemek isteyerek:

“Tevfik bey, demiş, bu akşamın hatırası olarak size ne gibi bir hizmette bulunabilirim?” Neyzen'in cevabı: “Hiç!” olmuş. Paşa ısrar edince: “Ha,” demiş, “benim nüfus tezkerem yok bana bir kafa kağıdı çıkart.”

Paşa hayretle sormuş: “Canım nasıl olur, siz kaç yaşındasınız?”

“Altmışa yaklaştım...Ama bugüne kadar nüfus çıkartmadım. Çünkü biat edecek hükümet bulamadım. İlk defa senin hükümetine biat ediyorum.”

KENDİ AĞZINDAN:

"Yıllarca ayık gezdiğimi bilmiyorum. Esasen hayatımda bir kez sarhoş oldum. O günden beri mahmurluk bozuyorum. 1914 savaşının sonuna kadar 18 868 okka rakı içtim. Ne gülüyorsun?.. Hesap ettim, hesap... Fakat ondan sonrasını bilmiyorum. Rakıdan başka, 3-4 ton esrar içtim. Bir o kadar da afyon yuttum. Bu üç azametli hakan, kafamda saltanat kurdular,senelerce kımıldamadılar oradan"

"Dostlarım hırsızlar, yankesiciler, esrarkeşlerdi. Yeni Cami'de Arnavut İsa'nın kahvesinde gece işçileri, dızdızcılar, mantarcılar arasında yattığım zamanlar, hayatımın en mesut anları idi. Orada efsanevi bir hayat sürdüm. Bir padişah, bir derebeyi gibi yaşadım. Rakımı, mezemi, esrarımı hep bu adamlar temin ediyorlardı. Çalıyorlar, çırpıyorlar, bana bakıyorlardı. Ya, ben onlara ne yapıyordum, hiç... Birkaç taksim, işte o kadar"

SON OLARAK:

Neyzen Tevfik, söylenceleşen yaşamını neyi ile, meyi ile, düzü ile 28 Ocak 1953'te noktalar. Cenaze törenine katılanların bileşimi, söylencenin niteliğini çok iyi yansıtmaktadır. Tanıyanlarından ve dostlarından Hakkı Süha Gezgin, "Neyzen'in Cemaati" başlıklı yazısında şöyle yazıyor.

"Sinan Paşa camii, içiyle, dışıyla, anacadde karşıki Barbaros Meydanı, bütün kahveler, kıraathaneler, tıklım tıklım. Her gelen otobüs, tramvay, otomobil bu kalabalığa yeni insan yığınları döküyor. Neyzen'in huzurundayız. Bu kalabalık, onun cemaatidir. Kimler yok ki! Başta vali hasta döşeğinden kalkıp gelmiş. Muavinler, daire müdürleri, kalburüstü memur sınıfı. Sonra üniversite kadrosu, profesörleri, talebesiyle orada. Edebiyat ve sanat adamları, isim yapmış büyük şahsiyetler, şairler, sanatçılar, sahne adamları. Musiki çevremiz, dergah erenlerinden sokak kemancılarına kadar herkes orada.

Bunlardan başka sarhoşlar, esrarkeşler, ayyaşlar, serseriler.. Onlar da derlenmişler, toparlanmışlar, kılıklarını düzeltmişler.”

Evet yazıya son noktayı Özdemir Asaf'ın Neyzen'in ölümü üzerine yazdığı dörtlükle koyuyoruz.

Bütün metrelerin ve santimlerin
Bütün kiloların ve gramların
Bütün rakıların
Ürktüğü adam.

Kaynaklar: Kalan Müzik tarafından çıkartılan Neyzen Tevfik cd'si kitapçığı ve Mehmet Ergün.

İhtiyatsız Adam

Psikopatlar

Albatros
Beni görmek demek yüzümü görmek veyahutta nedir ne değildir ve FEZADAN SEVGİLERİMLE!

15/7/2004 16:14


Albatros
Beşiktaş’ın şampiyonluk öyküsü nedir veyahutta benim katkılarım nelerdir yazı dizisi - dizi numarası 2

10/6/2003 15:15


Albatros
Beşiktaş’ın şampiyonluk öyküsü nedir veyahutta benim katkılarım nelerdir yazı dizisi - dizi numarası 1

5/6/2003 11:40


İhtiyatsız Adam (Derleyen)
HİÇ

17/10/2002 13:29


Albatros
Kırmızı ojeli bir hanıma verdiğim veyahutta ona layık değil ama cevap olsun efendim...

24/9/2002 16:33


Albatros
Maçtan önce yapılan seksin faydaları veyahutta bekarlık ile futbolcunun özel yaşamı ile olan ilişkisi

29/8/2002 12:24


Albatros
Uzayda yaşayan uzaylılar var mıdır veyahutta var ve ben de uzaylı gördüm!

20/8/2002 11:30


Albatros
Reklamcılıkta soponsorluk nedir veyahutta bu bir nevi reklamcılıkta soponsorluk neye denir?

28/7/2002 22:21


Albatros
İsmail Er kimdir? (Bunu efendim, hep uzun başlıklardan sıkılmışsınızdır diye kısa attım)

23/7/2002 15:28


Albatros
100. yılında Beşiktaş'ımızın durumu ve yeni trasferler hakkındaki analiz şeklinde değerlendirmelerim....

19/7/2002 09:55


   Sonraki sayfa >>