PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

Kafa Sesi
Yazan:Cenk ( 22/11/2002 11:13 )

Aaa, ulan ulan, otobüs kaçıyor, durağa gelmiş bile! Dur dur dur yetiştim yetiştim, hah tamamdır, iyi ki buna yetiştim ha, bu çift katlı halk otobüslerinin koltukları daha rahat... Şu akbilimi de bi basiym, o ne? Aa kontör yetersizmiş, tüüü bak gördün mü? Ama neyse bak, bunlarda para da geçiyo, bari şuraya oturayım. Bak iyi ki buna yetiştim, bundan sonra iett otobüsü geliyor, onda para da geçmiyor, basacaktım ortada kalacaktım. Belki de inmek zorunda kalacaktım. Ulan ne iş be, halk otobüslerinde akbil ve para, iett’lerde de akbil ve bilet geçiyor. Allahtan akbil hepsinde geçiyor. Yok yok iyi oldu buna yetiştiğim. Ulan bu koltuk da amma geride ha, yatmış kalmış kırık galiba... Neyse arkası boş, kimse oturamaz şikayet edemez. Ama arkam dolu olsaydı, biri mutlaka “kardeş şu koltuğu biraz ileri alsana” derdi, ben de sinir olurdum, ulan heralde alabilsek alacaz diil mi? Peki ya bana “kardeş” derken sinir etmek için kafama dokunsaydı arkadan... Hem de parmağının ucuyla... Uf ya acayip sinir bozucu bi durum, nefret ederim kafama birinin dokunmasından. Heralde geçirirdim adamın suratına bi tane... Sonra da uğraş dur. Neyse bunun arkası boş, madem yatmış ben de şöyle ooh diye uyuyarak giderim. Bok giderim. Daha para toplamaya gelecek eleman... O para toplamadan uyuyamam ki, ama akbil basınca karşılığında bi fiş gibi bişey veriyolar, sonra gelip alıyolar milletten para toplarken. Ben de o fişi önümdeki koltuğun arasına sıkıştırıyorum, sonra da bi güzel uykuya dalıyorum. Eleman da gelip sessizce oradan alıyor. Bakıyorum da, millet hep böyle yapıyo zaten. Ama bu sefer akbil bitince mecburen para verecez. Sahi benim akbil niye bitti bu kadar çabuk yaa? Bu haftayı çıkarması lazımdı hesaplarıma göre... Haaa tamam tamam, şimdi hatırladım. Dün iett otobüsüne binmiş ve en öne kurulmuştum. Merdivenin girişindeki o koltuğu keşfettiğim iyi oldu, önü boş ya, ayaklarını istediğin gibi uzatıyosun. Zaten iett’lerde bi tek o koltuk o kadar rahat. Koltuk araları dar ya onların, rahat rahat uyuyamıyosun giderken, maymun oluyosun. Neyse dün bindim, bi baktım şöför durak harici bi yolcu almak için yavaşladı. Ama abi yavaşlanmayacak gibi değil, öyle şahane bi sarışın bindi ki otobüse, yok böyle bişiy... Hatun bindi, doğrudan benim yanıma gelmez mi! Ulan tam ne oluyor demeye kalmadan “fazla akbiliniz var mı acaba?” diyince uyandım işe... Gayet kıyak bi gülümseme ile kıza akbilimi uzattım. Kız da karşılığında iki milyon vermeye kalktı. Ama ben ne yaptım? “Yok siz bir milyon verin” dedim. “Zaten birüçyüz... İki milyon fazla olur.” Ee, ne oldu? Üçyüz bize girdi, üstelik bi de akbil hesabında şaşırdık. Eh işte bugün de akbilimiz yetmedi o yüzden. Hayır kıza akbili verdim de ne oldu, gitti arka koltuğa oturdu kaltak. Gerçi yanım da doluydu ama olsun, öff ya ne bileyim işte. Eh be kardeşim, nerde bu para toplayan eleman be? Bi an önce uyusam ne şahane olurdu halbuki. Hah işte, eleman önde para toplamaya başladı. Bu tarafa gelicek birazdan, dur şu cüzdanı arka cepten çıkarıp, ceketin iç cebine koyayım, çıkarması daha kolay olur. Aa zaten geldi bile... Tüü bak yirmi milyon varmış bi tek. Al bakayım hoca... Eee bu para üstü eksik? Haa, on milyonu biraz sonra getirecekmiş. Eh iyi getirsin bakalım, inşallah unutmaz. Hayır unutursa felaket. Olsun oğlum, o unutursa ben unutur muyum sanki? En kötüsü de hatırlatmak... “Bakar mısınız benim bi on milyon vardı” diye seslenince bütün otobüs dönüp sana bakıyor. E ulan ne bakıyorsunuz, siz bakmayın diye paramızı mı istemeyelim yani? Sanki sizin paranızın üstü kalsa istemeyeceksiniz. İsteyin bakalım, o zaman da ben size dönüp bakıcam. Zaten bu sessizlik içinde çıt çıkarsan bomba düşmüş gibi oluyo yaa. Öf be, bu duraktan da ne çok adam biniyo böyle be... Aa arkama bi tabure koydu biletçi. Herifin biri tam koltuğumun arkasına oturdu. Koşmuş bu belli, nefes nefese kalmış. Ama sinir oldum şimdi, tam kulağımın dibine oturdu herif. Ya ulan benim koltuk da amma yatmış be, şimdi ayar oldum. Eee, bu herif ya şimdi beni dürtüp, koltuğumu ileri almamı isterse? Hele bi de kafama dokunursa sinir etmek için? Deli olurum oğlum! E ulan yaşlı başlı adam heralde öyle bişey yapmaz. İyi de hala “höynk höynk” diye nefes alıyo bu. Acayip rahatsız oldum yaa, tam kulaamın dibinde herif. Ulan bütün keyfim kaçtı be. Uyuyamam da ben şimdi bu ortamda. Neyse Allahtan trafik akıyo. İkinci köprüde de trafik oldu mu yanıyosun be kardeşim, adım adım... Bu arada bizim on milyondan da hala bi haber yok. Eleman para toplamaya üst kata çıktı, hala ortada yok. Ya unutursa bu şimdi? Sonra da aşağı gelmezse? Haydaaa, ulan ne ziktirik sabah oldu bu be! Kesin unuttu bu denyo benim on milyonu... E ulan parayı istemek için yukarı mı çıkıcam bi de? İnerken istesem, durağı da kaçırırım o hengamede! Düşünsene sırf bu yüzden ineceğim durağı kaçırıyomuşum. Mevzuya bak! Yok abi, yukarı filan çıkmam ben para üstü istemek için. Şöföre seslenirim. Ee? Şöförün benim on milyondan haberi yok ki... O da biletçi elemana bağıracak. Öff ya, ne boktan durumlar bunlar. Şöför ya beklemezse o zaman durakta? Geçip giderse? Yok lan, bekler benim parayı alıp, inmemi... O zaman da diğer yolcular homurdanmaya başlar... Bu beklemeyip geçermiş benim durağı... Taa öbür tarafa... Banane lan, geri dönecek, beni istediğim durağa bırakacak. Ben mi unutturdum herife parayı? Eh ulan hala gelmedi benim on milyon? Gerçi benim durağa çok var ama, yine de niye unutuyosun sen benim on milyonu? Niye böyle strese sokuyosun beni? Arkamdaki herif normal nefes alıyo artık neyse... Rahatsız olmuyorum. Hastir! Herif “guzzz guzzz” diye horlamaya başladı ensemde! Ya ulan iş misiniz be hepiniz sabah sabah? Biri enseme oturur horlar, biri on milyonumu unutur, getirmez. Uykumu da piç ettiler. Ne güzel uyuyacaktım yarım saat. Hay Allahım yaa, başıma gelenlere bak. Gidip ben istiyim bari... Hayır, yerimden kalkmam da mümkün diil, cam tarafına oturmuşum. Yanımdaki herif de uyuyor. Kıyamam ben buna şimdi. Oooh, bastın akbili uyu tabi. Dün akbilimi sarışına ikram etmeseydim, şimdi ben de mışıl mışıl uyuyacaktım durağa kadar. Ama senin değil, benim on milyonu unuttu adiler! Zaten şimdi herkes otururken, kalkıp para üstü istemek de ayrı bi mevzu... Yine herkes dönüp bakacak. “Kim ulan bu lavuk?” diyecekler. Yahu, niye ikide bir dönüp bakıyosunuz siz böyle her boka yaa? Mevzu musunuz siz? E tabi ulan, sizin değil unutulan on milyon! Zaten ay sonu... Her kuruşun kıymeti var. Kolay mı kazanıyoruz ulan biz bu parayı? Yarın ilk işim akbilimi doldurmak. Ama yarın Cumartesi be! İşe gitmiyoruz ki... Pazartesi’ye kalacak. E ama benim bindiğim durakta akbil doldurma zımbırtısı yook... Yani, ya bilet almak lazım, ya da para geçen otobüsü beklemek lazım. O zaman da bugün yaşadığım şeyleri bi daha yaşayacaz yani! Al işte, Pazartesi stresi şimdiden hazır! Zaten Pazartesi sendromu diye bişey var, bi de üstüne üstlük bu akbil-bilet-para stresi! Ulan ben başbakan filan olsam, Pazartesi günlerini tatil ederim ha! O zaman da Salı sendromu olur. En iyisi Pazartesi günleri otobüsleri beleş yapmak. Hahahaa! Süfer fikir lan bu! Ama nerdeee? Seçimden önce atıp tutmalar, seçimden sonra tısss! Hay ben bu işin taaa içine zıçayım e mi? Nerde kaldı lan benim on milyon? Yok abi, kesin unuttu bu denyo benim on milyonu! Hep böyle boktan işler de benim başıma gelir ha! Hayır, aşağı katta benden başka para üstü bekleyen de yok galiba... Herkes çok rahat gözüküyor. Gerçi dışardan bakınca ben de renk vermiyorum ama olsun... Aslında gayet sakin görünüyorum ha, dışarıdan bakan biri kesinlikle “bu salağın on milyonunu unutmuşlar” demez... Bu para mevzuu yüzünden inşallah durağımı kaçırmam. İşte o zaman kafayı sıyırırım sabah sabah. O kadar yolu geri mi gelecem ben o zaman yaa! Hey Allahım, bi on milyon yüzünden sabah sabah başıma gelenlere ba...

- Abi on milyon sizindi galiba, buyrun.

Aaa, herif unutmamış, aferin! Canım zaten niye unutsun ki, ben de sabah sabah haybeye vesvese yaptım kendime... Adamın işi bu; para almak, para vermek. Hah, şimdi keyfim yerine geldi. Bari iki dakka uyumalı şimdi. Nereye uyuyosun be kardeşim, geçmişiz köprüyü, geliyoruz bizim durağa... Ulan ne sinir bozucu sabah be! Para toplayan adam, şöför, yolcular, arkamda horlayan herif, hepsi piç ettiler uykumu! Ulan? Sakın bunlar sözleşmiş filan olmasın? Yok canım daha neler? Ama yoksa? Neyse ben bi durak önce ineyim, huylandım bu otobüsten. İki adım yürürüm ne olacak!

Edebiyyat

Sitra Pontin (Atilla Birkiye'den)
MİNE

2/3/2006 14:10


Sitra Pontin (aktaran)
AŞK İSYANI, EVLİLİK NİSYANI KIŞKIRTIR

23/11/2005 11:37


sitra pontin
SİNEMANIN KRAL-OZANI ANDREY TARKOVSKİ

15/11/2005 10:17


sitra pontin
İçinde Beşiktaş geçen üç şiyir

10/11/2005 13:37


profesör kien
müfettiş chapuisat dizisi 100-101 (polisiye destanda yüzyıllık şiyirsellik)

30/1/2004 14:37


Serkan
Beni kan tutardı

8/10/2003 18:08


m.pençe
bir beşiktaşlılık öyküsü

16/1/2003 23:52


Cenk
Kafa Sesi

22/11/2002 11:13


MieLLeuX
Eski Bir Defter

19/2/2002 10:47


MieLLeuX
Yıllarca uzaktaki sevgiliye mektup...

28/1/2002 14:12


   Sonraki sayfa >>