PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

Doğaçlama 1234
Yazan:profesör kien ( 16/1/2003 15:21 )

“You think up things instantly – that’s what pezevenklik is” demiş Doktor.

“Caz yapma oğlum.”

“İşte böyle” demiş bir Franz Schubert; caz “orada olmak”tır.

Hızlanıverdi sözler ardından ve bu kez bir kerede dökülüverdi ağzından. Ama kimin umrundaki tüm bunlar. İki tür müzik vardır; “talepkar ve davetkar” “yalnız ve birlikte”, “gece ve gündüz”, “beden ve ruh”, Ses ve Öfke, iyi ve kötü müzik. Hatta mor bir ceylan olduğunu söylüyor onun bazıları.

Ama o kadar düşman olmak gerekmez araştırmalara.Hani düşleri ve düşünceleri biraraya getirince “sana ne anuna koyiyim” ya da “evdeyim” ya da “işsizim” ya da “cennetteyim” olur ya... “Ben ilkini yapmaya çalışıyorum”... Cazcıyız ya, böyle yapıyoruz.

Sabah mahmurluğuyla, afyonun patlamamışlığıyla, henüz tam anlayamadığımız, algılayamadığımız dünyaya, ottan, boktan ve acılı ölümler yanaşmıştır. Viski yapan küfürbazların, her yanı yakarak yaşayan kundakçıların, Demi Moore’un uyluk kemiğinin, o savaşın, kuzey ordusunun, kısa bir hal hatır sormanın, eğlence kültürünün, bir yüzyıl sonrasının, o canhıraş seslerin, bir günün, görüntülerin, bu durumda Türkseniz oğlunuzun ya da kızınızın, onların sonu gelmemiş miydi? Her şeyi türlere, kategorilere, şablonlara, sınırlara, ölçülere, tanımlara ve değerlere ve diğerlerine vurmaya pek meraklı, hazırlop ve kolaycı insan aklına ve ürettiği sorulara karşı...

Öyle ki, “Bad Time for Democracy” halkı isyana teşvik etmektedir. Horul horul uyumuyor muydu piyano ve gitarın eşliğinde? Yaylıların önünde tırmanıp tırmanıp gerileyen soylu bir alto sesi sustuğunda tümüyle, şarkının tam içindeydi. Tarihin, ayağının altında dolaşanlara dayak atmasından daha doğal ne olabilir? Manyak mısınız siz, niye dağa çıkıyorsunuz?

Hoppala, düşünceler ve tarih belki de böyle kapamıştır telefonu. Siyah adam, kölelik kaldırılsa da, köle gibi çalıştırıldığı tarlada unutulan bakır sazlara, bambaşka bir anlam katıyordu. Saksofonu, sonra bir daha arayıp aramadığı muammadır. Hiçbir nefes değmemeli yüzüne, hiçbir nefesli girmemeli şarkıya; o ve piyanosu ve usulcacık bir bas dokunuşu, gözlerinde yoğunlaşmalı...

Tabii ki belli birimlere, melodilere, kökenlere, kuramlara, notalara, armoniye, armoni konusunda kleptomanisi olanlara, akorlara, trompete, saksofona, trombona, geceyarısına, güneyde yaşananlara, Füruzan’ın “47’liler” adlı romanına, toprağa, tenor öttürüp de rüştünü ispat edenlere, Nancy'nin ruhuna, gazetede rastladığı “her tür saksofon tamiri yapılır” ilanına, “şarap ve gül günleri”ne, ceylan gibi sıçrayıp duran Angelica'ya ya da yıldızların altında uyuklayan Stella'ya, yapışkanları “caaaart” diye yırtanlara, yaşlı kıtaya, dağcılara, şu pençenin boynu bükük köşesi sazcazrak'a ve onların duygularımızla yoğrulmasına yer bırakmayacak şekilde “kamış”tır hayatta bıraktığımız görüntüler.

Melodiye dönüşen, şişme bebeklerden kopyalanan, türünü, akımını merak edenlerden sıkılan, karanlıkta yalnız beyaz tuşlara dokunabilen temelli bir özgürlük bu...

Örneğin yakın geçmişte hatunun sesi karşısında afallamış mumbar dolması fısıldayıverir beriden; “müziğin sevincini yaşamak, çaldıklarını ve dinlediklerini paylaşmadan mümkün değildir”. Oysa artık “öylesine hafif ki, gündoğumu sanki, sabahki”...

Balinaları andıran merhuma pislik demek, küfrü basıp kundaklamak, tenorunu tamir ettirmek, ömür boyu bopper olarak adlandırılmak, ömür boyu “bezgin” olarak adlandırılmak, birkaç parça ya da standart ya da akımı bir bestede harmanlamak, nehir gibi akıp gitmek, yorumun kontempırıririliğinden bahsetmek, insan sesinin en etkili, sürprizli, olanaklı ve gizemli müzikal enstrüman olduğunu hatırlayarak haykırmak da doğaldır ya da mümkündür ya da...

Tabii hırsızın ya da saksofonun tüm bu olup bitenlerde hiç mi suçu yoktur? Usanmadan yahudi lobisi öldürmüştür.

Caz bir akıl hastanesi, orada rahatlamanın da, beyazı bol bir dünyada yenen elektroşok dalgalarıyla alakalı olduğunu hatırlamalısınız. Hatırlamasanız bile www.penche.com bir süre sonra hatırlatacaktır bunu size...

Doğaçlama, bilinç akışıyla, kimi akli ya da da haklı sebeplerle, uykuya değinmiş olmanın rahatlığıyla, bir kulüp girişinde badigard yumruğuyla, nefeslilerin çoklu atraksiyonlarıyla, 68’li ve de 69’cu olduğu anlaşılan uçkur ya da başkanın skandal adı da verilen uygulamalarıyla, cenazelerin bile konser haline dönüştürülmesiyle, Dead Kennedys grubuyla, klasik müzikle, bildiğim ve dinleyebildiğim kadarıyla cazla birlikte, cebine gizlice eroin koyup polise ihbar etmesi ve yakalatmasıdır Köhel diye bir adamı...

Şamaroğlanı misali sürekli dayak yiyen, üniversiteyi kuran, loş bir meyhane ortamında giderek silinen aldatmacalardan biri değil midir Hint Okyanusu? Bunun daha dalgalı hallerine, türkçemizde ve saksofon adlı gariban müzik aleti çevresinde rastlanır. Meleklerin dünyasında doğulu ritmlerle dans etmeyi bir parçası bilmişir kişiliğinin. Ama o nasıl bir şekildir öyle? “Standart”tır...

“Çok kolay aşık oluyorum” diyor ve “her şey benim başıma geliyor”... “Nedir bu aşk denilen şey”?..

Lakin setler kadar sıkıcı ya da yorucu ya da standart ya da jada olan bir diğer husus da, hayatta “nerede” olduğumuzdur. Pazar, Pazartesi derken, Salı, New York’da ve İstanbul’da ve Afrika’da ve hayatta hepsi birbirine karışır, siyah beyaaaz, siyah beyaaaaz, şampiyooon, beşiktaşşşşş...

Bir sigara yaktı, bunları notaya ya da sözcüğe dökünce, tarladaki sömürüyü ve içindeki acı ve hüznü üfürmeye başladığında, dokunmaya başladığında düşündü; bu nasıl düş böyle ya da sayıklama?

Başka bir diyemeyişle, aynı anda ve aniden düşünüveriyoruz, düşüncelerimizi yanyana diziyoruz, interplay diyoruz, doğaçlama diyoruz ama asıl mama, bu tarihin bitmeme meselesidir. “Parti sona erdi” dendiğinde, doğaçlama yine şikayete gitmiştir. Ve bunlar ve nefesliler ve bir küçük espri ve çalım ve paylaşım ve saksofon, gece mum ışığında hatunla acayip rahatlatıcı olur.

Duman gözlerindeydi ya da tren miting alanında durmakta..............

Saz Caz Rak

sitra pontin
Adı: KING, Soyadı: CRIMSON

11/11/2005 16:31


Serkan
BABA HAKKI – CLIFF BABA

9/7/2003 17:27


William Munny
Nocturama

24/2/2003 17:40


profesör kien
Doğaçlama 1234

16/1/2003 15:21


profesör kien
Doğaçlama - 4

9/1/2003 13:31


profesör kien
Doğaçlama - 3

2/1/2003 16:12


profesör kien
Doğaçlama 2

27/12/2002 10:45


profesör kien
Doğaçlama 1

19/12/2002 17:37


Seykoah
THE SPIRIT CARRIES ON

11/11/2002 11:04


Dora Maar
Youssou N'Dour - 21. yüzyılın Griot'su

25/10/2002 13:17


   Sonraki sayfa >>