PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

bir beşiktaşlılık öyküsü
Yazan:m.pençe ( 16/1/2003 23:52 )

sene galiba 1973, ben lise 2. sınıftayım (ikinci kere). o sene okul futbol takımı lise 3. ligde mücadele ediyor (galiba). bendeniz takımda sarkık libero oynuyorum. bir gün paşabahçe sahasında başka bir lise ile maçımız var. maça gittik, soyunduk, çıkıp ısnmaya falan başladık, ben bir baktım ilkokul arkadaşım hüseyin rakibin yedekleri arasında. ' vay kardeşim benim ' faslı filan. fakat adamın yedek oturması acaibime gitti, çünkü benim bildiğim hüseyin iyi topçu idi. ilkokuldayken her sabah dersten bir saat önce buluşup beşer kuruş verir karşıki kırtasiyeciden altmış kuruşa kırmızı lastikten topumuzu alır altı-altı maç yapardık. her sabah ama her sabah derse pancar gibi bir suratla girip öğretmenden de gene sabah sabah top oynayıp konu komşuyu rahatsız ettiğimiz için eşşek sudan gelinceye kadar sopa yiyip bir dersi de ayakta dinleyip sonra ( kısa bir süre için ) sıramıza otururduk. ulan ne inat varmış bizde de be ! neyse , o günlerden sonra ben hüseyin le zaman zaman muhtelif semt sahalarında karşılaştım ve futboldan hiç kopmadığını bilirdim. uzatmayalım maç başladı, başa baş oynuyoruz, 20. dakikada filan oyuncu değişikliği, bizim hüseyin girdi. mendebur bu arada taş gibi topçu olmuş. topu alıp iki kişiye çalım, sağaçığa vuruyor filan, koş sağaçığın peşinden ki yakalayabilesin. neyse devreyi 0-0 bitirdik. soyunma odasında bizim bedenciye ' hocam bu hüseyinde bir çapanoğlu var, takımın en iyisi, oyuna sonradan ve münasebetsiz bir şekilde giriyor ' dedimse de hoca ' olur mu lan onların hocası benim arkadaşım, bana öyle şey yapmaz ' filan deyip geçiştirdi. ben gene de bizim dersten kırıp maça gelmek için kendine 'takımın fotoğrafçısı' gibi bir görev icat etmiş olan piç kemal e hüso nun muhtelif açılardan resimlerini çekmesini söyledim. ikinci yarı başladı, gene kafa kafaya giderken bir ara sağaçığa bir top attılar, sağaçık beki çalımlayıp ceza sahasına yaklaşırken ben bastırmaya koştum ama uyanık herif anında penaltıya kesti, ve biri uçarak muçarak bir kafa çaktı ve golü yedik. maç da 1-0 bitti. biz kulaklar düşük okula döndük. bizim gruptan birinci olarak bir üst lige çıkma işi de yattı bu arada, çünkü tek maç kalmıştı ve onu alsak da hüso nun takımı son maçını grubun en zayıf takımı ile oynayacağından kaybetme ihtimalleri sıfırdı. yatakhanede 'yenir mi lan o çalım hıyar, sen de kademeye erken girseydin lan göt lalesi' filan geyiğinden sonra piç kemalin fotoğrafları birkaç gün içinde çıktı. biz de hocadan habersiz cağaloğlundaki milli eğitim müdürlüğü ne gidip fotoğrafları verdik ve durumun tetkik edilmesini istedik. abi bizim hüso sahte çıkmaz mı !! adamların maçları hükmen mağlubiyet oldu.son maçı biz alırsak biz ,rakip alırsa rakip bir üst kademeye çıkacak. maç o sırada hala açık olan şeref stadında.

bizim takımın o sırada bir sarı renk düz, bir de çubuklu forması var. rakibin de daha önce maçlarını gördüğümüz için biliyoruz, düz sarı bir forması var. tabii maçtan bir gün önce 'hangi formayı giysek, çubukluları alalım, adamlarınki de sarı, enayi gibi forma değişmek mecburiyetinde kalmayalım' filan diye konuşurken birden birisi 'ulan forma değişsek bize formayı kim verecek ?' deyiverdi. biz de hep beraber 'staddan veriyorlar' dedik ve o anda herkeste ampuller yandı. bu arada belirteyim, o takımın ilk 11 inin 9 u hasta beşiktaşlı idi. herhalde okulda başka beşiktaşlı yoktu ki bu şaibeden, kestaneden filan adamlar da takıma girebiliyorlardı. aslında direkt 9 kişi de çıkılabilir de o kadarına karışamıyorduk tabii. kaleci kestaneydi de, diğer rengi bozuğu hatırlamıyorum. neyse, bu iki hıyarı marizleyip planı yaptık. maça düz sarı forma ile gidiliyor, çubuklu kasten alınmıyor ve hakem kale arkasında dizildiğimizde ' bir takım forma değişsin' dediğinde biz derhal atlıyoruz ve şeref stadında başka forma bulunamayacağından stad görevlisinin verdiği BJK formaları ile maçımızı oynuyoruz. billahi sonucu monucu unuttuk ve formalara fikse olduk. tabii sabahı zor ettik.

sabah takım kaptanı dersler bitmeden sınıfları gezerek topçuları ve malzemeci-fotoğrafçı gibi icat edilmiş görevlileri topladı ve bir gün önceden ayarlanmış olan minibüsle şeref stadına geldik. sarı formaları giydik ve sahaya ısınmaya çıktık. baktık rakip de beklenen formayı giymiş. planın birinci kısmı iyi gitmişti. derken hakem triosu soyunma odalarının bulunduğu çırağan sarayı harabesi tarafındaki kalenin arkasında boy gösterdi. tabii beklenen oldu ve baba 'takımlardan birisi forma değişecek' dedi ve biz anında plonjon yaptık. stad görevlisi bıkkın bir ifade ile biraz da uzakça olan soyunma odalarına doğru önümüze düştü . biz nasıl seviniyoruz anlatamam. herkes sevinçten birbirinin üstüne filan atlıyor, yani sanırsın gol filan atmışız. görevli soyunma odasının kapısına gelince anahtarımızı verdi ve 'odanıza girin, ben formaları verecem' dedi. biz de aramızda hangi model gelse iyi olur diye tartışıyoruz tabii...

abi formalar geldi ki ne gelsin !! orta okuldayken mahalle takımı kurmuş olanlarınız bilir, bazılarınızsa böyle birşeyi belki hiç görmemiştir zaten, ilk yıkanışta renkleri birbirine karışan penye formalar vardır ya ki dördüncü yıkanışta da dikişler su koymaya başlar, işte onlardan bir takımla herif soyunma odasına girdi. şimdi formaya baktığın zaman bu formanın orijinal rengi neydi diye sorsalar evet, sonunda ' siyah-beyaz' dersin ama o andaki rengi açık gri- koyu gri durumda idi. şoku atlattıktan sonra biri atladı ve formanın birinin katını açtı. allahım o da ne !! BJK arması da yok. allah davul etsin abi !! beşiktaş forması giyecem diye şeytani bir plan yap, sabahlara kadar bunun hayalini toplu olarak kur, plan çalışmaya başlasın ama sonunda kıçının üstüne otur. bizim stoper ağlamaya başladı, ben oynamıyorum diye tutturdu. ulan etme tutma, bak hoca ağzına sıçar sonra (abi bizim hoca da senede bir kerecik birini döverdi ama sopayı yiyen recm cezası alsa daha iyi yani) filan diye oynamaya razı ettik ama moraller sıfırı çekti tabii.

maçın sonucu mu ? ne önemi var abi, onca hayal kırıklığından sonra. ama onu da söylemeden edemeyeceğim, çünkü o da ayrı bir beşiktaşlılık hikayesidir. maçı bendenizin kornerden kafayla attığım golle 1-0 kazandık. ikinci yarı, Şeref Bey 'in maskının alduğu taraftaki kaleye. liberoyuz ama kornerlere gidiyoruz tabii. erdal da santraforum diye gezinsin bakalım. yani o stadda kayda geçmiş bir golüm var abiler.

maçın sonuna doğru bir ara yorgunluktan topu denize vurduğumu hatılıyorum, vakit geçirip dinlenmek için, ama bunu da başka bir sefer anlatırız.

Edebiyyat

Sitra Pontin (Atilla Birkiye'den)
MİNE

2/3/2006 14:10


Sitra Pontin (aktaran)
AŞK İSYANI, EVLİLİK NİSYANI KIŞKIRTIR

23/11/2005 11:37


sitra pontin
SİNEMANIN KRAL-OZANI ANDREY TARKOVSKİ

15/11/2005 10:17


sitra pontin
İçinde Beşiktaş geçen üç şiyir

10/11/2005 13:37


profesör kien
müfettiş chapuisat dizisi 100-101 (polisiye destanda yüzyıllık şiyirsellik)

30/1/2004 14:37


Serkan
Beni kan tutardı

8/10/2003 18:08


m.pençe
bir beşiktaşlılık öyküsü

16/1/2003 23:52


Cenk
Kafa Sesi

22/11/2002 11:13


MieLLeuX
Eski Bir Defter

19/2/2002 10:47


MieLLeuX
Yıllarca uzaktaki sevgiliye mektup...

28/1/2002 14:12


   Sonraki sayfa >>