PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

müfettiş chapuisat dizisi 100-101 (polisiye destanda yüzyıllık şiyirsellik)
Yazan:profesör kien ( 30/1/2004 14:37 )

müfettiş chapuisat dizisi – 1 (polisiye şiyir)

romanı ve öyküsü oluyor da neden olmuyor şiyiri diye

polisiye şiyir dizisi başlatmak durduk yere

… ve inanılmaz korkunç bir manzara dedi sahayı terk ettiğinde

oradaydı müfettiş chapuisat, kan lekeleri ortalık yerde

ilk kez oluyor bu dedi, ortanın sağında ve solunda değil, tam da "göbek"de

savunmaya yakın dedi avukat, yine de ileride

"orta sahanda" önlem alarak başlayabilirsin dedi içinden bir ses

o öyle dedi, bu böyle dedi, çok "dedi" oldu,

fırsat bildi katil, o da kodu,

değerlendirdi tüm dedikoduları müfettiş chapuisat

at, at, at, sıkışınca topu dışarı at

dışardan da topladı tüm delilleri chapuisat

chapuisat'ı şaapiyim dedi sherlock holmes, bu nasıl delil toplamak

her şey ortada halbuki, mesele sıralamak

delil 1: "orta sahanda" yumurta yapmak

delil 2: "dedi"kodulardan yola koyulmak

ve üç: "göbekte"n konuşulanları anlamak

varan 1: zehir komak, "orta sahanda" pişirilen yumurtaya

varan 2: yanında "göbek" salata

ve üç: gizlice "dedi"koduları dinlemek sofrada

işte sonuç: katil aşçı olmalı en sonunda

yeteeer dedi chapuisat, şaapiyim sherlock'un yöntemini

her şey "orta sahanın göbeğinde dedi"m baştan beri,

açıklıyorum lan işte; katil, federico guinti...

***

müfettiş chapuisat dizisi - 2 (polisiye şiyirde baraj hatası)

...ve ilk su balesi deneyimi eklembacaklıların

sonuçlandı fiyaskoyla, hatırlayın

o kadar bacağın sallanması suyun dışında

inanılmaz gelmişti zaten müfettiş chapuisat'a

o da çıktı akvaryumdan, doğruca gitti stada

birbirine eklemlenmiş sekiz bacak

sert bir frikik, ha atıldı ha atılacak

dizildiler yanyana, elleri oralarında

tecavüzcüydü katil, kim, nasıl korunacak?

erman bağıracak;

korunmak için naylon torba kullanılsa keşke

ahmet anıracak;

zımparalansa bir de torba, hissetmek için iyice

şansal açıklayacak;

neyse ne, mesafe otuz beş metre, gerildi katil iyice

reha soracak;

bu ne be, olay nerede, kurgu nerede, kahraman nerede

olay akacak;

topun şiddetiyle parçalanacak baraj,

büyük bülent yaralı, küçük bülent ilk viraj

erman şaşıracak;

dönülemedi tabii viraj, iki yaralı, bir ölü kasık bölgesinde

ahmet hönkürecek;

işemeli bülent hemen, güneşli'de ağaçların gölgesinde

reha soracak;

bu ne be, olay nerede, kurgu nerede, kahraman nerede

şansal kopacak;

yetiş bre chapuisat, öldürüyorlar bacakları dolmabahçede

olay akacak;

birbirine eklemlenmiş sekiz bacak

ne oldu şimdi onlara ve daha önemlisi ne olacak?

eklembacak, ettenbacak, buttanbacak, göttenbacak

istakoz, yengec, örümcek, böcek;

akvaryumda su balesine gidilecek

chapuisat'ın fiyaskosu burada, bu kadar bacağa nasıl kelepçe yetiştirecek

erman, reha, şansal, ahmet;

yeniden stada dönülecek,

kaan dobra barajı kontrol edecek,

gerilecek, daha gerilecek...

***

müfettiş chapuisat dizisi - 3 (polisiye şiyirde ikinci yarı)

…ve boşluğu yırtan bir silah sesi

on iki barsak parmağında hafif ödem belirdi

müfettiş chapuisat ve hempası

anında olay yerine intikal etti

…ve boşluğu tartan bir ilah sesi

on ikinci oyuncuların yedek kulubesi

kurt hoca luci ve kankası

anında maçı değiştirebilirdi

…ve hoşluğu artan bir la sesi

mozart'ın on ikinci senfonisi

müfettiş chapuisat'ın attı tepesi

mevzu bu değildi ki

…ve koştukça artan bir pöf sesi

on iki barsak parmağı ya da tam tersi

şişko sergen ve pompası

şiştikçe şişti, şiştikçe şişti

…ve boşluğu yırtan bir ah sesi

on iki parmak barsağına yedi tekmeyi

müfettiş chapuisat çözdü gibi kumpası

"suçlu" dedi, "on ikinci kişi"

…ve boşluğu bozan bir düüt sesi

dakikalar elli bir ya da elli iki

kurt hoca luci ve malum trampası

çıktı şişko sergen, ahmet hassan girdi...

***

müfettiş chapuisat dizisi – 4 (polisiye şiyirde altyapı sorunu)

... ve çimlere gömmüştü saçlarında sakladığı cesetleri

bu seri katillerdeki kemik gömme illeti

köpeksi bir merakla havaya kaldırırdı

müfettiş chapuisat'ın burnunun direğini

ağa dedi, oturum açılıyor

kesilip durmasa şu kodumun interneti

aha dedi, oyun yeni başlıyor

sektirip durmasa şu topu antremandaki gibi

taradı tüm sahayı, kartal gözleriyle chapuisat

hangisiydi, bu topu basa basa öldüren zat

ilk göze batan saçlarıydı

yoktu bir düzeni, sanki spermayla permalıydı

sonra, topa basan ayaklarıydı

yoktu yeteneği, sanki topu öldürmeye yazgılıydı

hemen deliller yanyana kondu,

aslında delile de gerek yoktu

üzerine basa basa öldürüyordu topu

adlı adınca cinayetti bu

bile isteye basıyor dedi chapuisat, kendi iradesiyle

çok nazik, ötenazik bir durum doğrusu

sızladı vicdanı, ne de olsa altyapı çocuğu

ama adaletin pençesi bu, hiç durur mu

madem basa basa gömmüştü topları çimlerin dibine

çıkardı kelepçeleri chapuisat, taktı yasinin bileklerine...

***

müfettiş chapuisat dizisi – 5 (polisiye şiyirin para dokusu)

... ve kilyos sahillerinde boğulan bir beden daha

okyanus değil burası, nerdeee, intihar bilmez bu balina

bir kaşık suda mı kopardı acaba fırtına?

yoksa boğulabilir miydi insan bir kaşık suda?

geçelim sudan sebepleri dedi müfettiş chapuisat, her ölüm biraz intihardır da...

mesela yakından bakalım şu topçuya

ketempereye getirilmiş bir kerpeten gibi sürüyor topu da

kesemiyor bir türlü ortaya

yahut kesiyor da,

hep rakibin ayağına, her rakibin ayağına...

dalgalar halinde gelişen ataklarda, bir kilyos sahili belki o da

ama kepçeyle verdiğini kaşıkla aldıkça

(mali sorunlar varoldukça) tersi daha doğru olur aslında

ve kaşık demişken, boğdukça, boğuldukça

hem sulu ya da susuz olabildiğini belirtmiştik bu kaşığın da

rüzgar eken biçtikçe fırtına (kaşık düşmanı da vardır ayrıca)

üzüm üzüme baka baka karardıkça da var diğer tarafta

üzüm üzüm üzülmenize gerek yok aslında

öğreniyor çünkü bu topçu, orta yapmayı da

deliliğini de bir yere eklemek gerekir bunun yanında

madem polisiye bu, bir silah, delil, cinayet filan da olsa ya

yoksa, delilik temasından devamla;

kekova'da akşam delirdi

beni yoğun olmak bitirdi

derdi, bir üniversite şayiri

gerçi, evrenisiteydi üniversitenin o dönemki hali

ahmet kaya da popülerdi, türkü söylerdi

o zamanların beste kârı çok yüksekti

ne günlerdi

chapuisat daha müfettiş yardımcısı bile değildi

ama konuyu toparlamayı bilirdi

bir derdi, bu topçu deliy

iki, orta yapmayı bilmiy

üç, yine cimcoz maçı geliy

dört derdi, (uyak değişiy) rakip hiç fark etmez

beş derdi, bağlantı olsun, balinayı bile incitmez

altı, bağlantı ol su, kaşık kaşık içilmez

yedi, çıkalım bu moddan, bilmece değil ki şiyir bu

sekiz derdi, sekiz gerçekten, ama susuz da içilmeyiz

dokuz da derdi, şiyir gerçekten, paradokstan geçilmez

on demezdi, çift haneli rakamlara adanademirden beri geçemezdi

ama on bir derdi, (rakamla) 11 kişi, bir ekip gibi, yer de samiyendi

(rakamla ve sağ ayakla) 12'den vurup öldüren rakibi, ibrahim üzülmez'di...

***

chapü dizisinin altıncısında, bir dörtlük polisiye vaka

... ve taraftarı kanser ederek öldüren yosun

müfettiş chapuisat'ın bakacağı kısacık bir dava olsun

delile, melile de gerek yok hani

divan hemen kurulsun, ahmet dursun defolsun...

***

müf. chap diz. - 7 (bir halk pol. şiy. türü olaraktana sıvazlama)

... ve ku klux klana karşı bir terör hareketi gelişti

demokrattı chapuisat ama amirin emri bu; terörü engellemeli

emir demiri keserken, demir emiri emerdi

zaten onun inönü stadına her çıkışı, bir ateşli sevişmeydi

...ve kukulu kulüplerdeki klan, onu hiç sevmezdi

demo kaydetti chapuisat ama katar emiri orjinal kayıt isterdi

emir katara git derken, katardı emiri önüne, emerdi

zaten onun yurtdışına her çıkışı, bir eve dönüşle biterdi

... ve kokusu kulübede kalan, simsiyah bir gül biterdi

demarke vaziyette chapuisat ama hiç mark kemirmezdi

mark denince aklına thomas gelirdi, hem kemirir hem emerdi

zaten onun ankara’ya her çıkışı, thomas'ın suratında biterdi

ve yeter bu kadar delil derdi chapuisat

ve yeter bu kadar deli derdi o, psikopat

ve ku klux klanlara

ve kukulu klanlara

ve şimdi katarda krallara

ve burda kokusuz kalanlara

ve tomasın kafasına

ve bilcümle andaval zevata

pipisini sıvazlayan

yirmi bir numaralı formasıyla

pascal noumaaaaaaaaaaaaaaa...

***

müfettiş chapuisat dizisi - VIII (polisiye şiyirde romen raka mı?)

...ve "ne dikte ölüm" bu dedi başkomiser, uzatırken raporunu

kim dikte ettirmiş ki diye kıllandı chapuisat, imzalamadı bunu

esin perileri thomas mann'ın, anlamadı durumu

polisiye şiyirde bu kadar devrik cümle kurulur, bu kadar zayıf bağlantılar olur mu?

olur mu olur dedi chapuisat, venedik tacirlerinin oyunu belki de bu

bunlar hep önceden dikte ettirirler mukaveleyi, sonra bırakırlar oyunu

iyice kıllandı chapuisat, ve ne dikte ettirmişti diye şekspire bile sordu

tacir değil mi, venedikten başka bir yerde ettiremez mi diye yanıt bile buldu

ve daha neler neler

yok imzayı atmış da

yok atınca oynamayı bırakmış da

yok kontenjandan oynuyormuş da

nedir yani, aşk bu mu, sevda bu mu, hayat bu mu?

ve aşk kara günler için miydi, kimdi sahi bu kara gün dostu?

timsah kendi çocuğunu yiyince ağlar mıydı, gözyaşı mı olurdu?

sorular böyle ıncık cıncık çoğalır, çoğalır dururdu…

yanıt mı?

arandı, tarandı, vekimdik diye bir yok-ülke bulundu

vekimdik'te ettirmişti bunları diye tanı bile kondu

ve ne dikte ettirilmiş bir ölüm bu, değil mi lucescu?

dikte eden edene dedi chapü, ahan da suçlu bulundu

yok yok bilemediniz, ne lucescu, ne de pancu

asıl suçlu, içimizdeki yok etme arzusu, vefasızlık duygusu...

***

politize polisi, ye! (şiyir)

...ve bir romanın ortasında konuşmak politika

benzer kurşun sıkmaya bir senfoninin arasında

dermiş şu bizim meşhuuuur stendhal usta.

peki usta,

chapuisat ne der bu hususta

yaratılamaz mı en güzel senfoni kurşunlarla

mesela bugün, mesela ırak halkının yanında

mesela meşaleler yanmaya başlayınca, mesela tüm stadda

mesele bu değil aslında

esir düşmek değil de teslim olmamak demişler ya

asıl mesele burdaymış ya hani ya

asıl mesele o zaman, stadı kapatılınca gitmek deplasmana

meşaleler yanında

ırak halkı yanında

sinfonia politicia

ve de persona non grata

oldu mu ya şimdi, ne alaka

konuşmak hep politika, roman ortalarında

ya da koşmak hep ortaya, romen ortalarında

istenmeyen adam oldu ya pancu, işte kel alaka

mesele bu da değil aslında

mesela derinlemesine koşmak defans hattında

ve çizgi halinde yakalanmak rakip ataklarında

ulen bağlayabilecez mi acaba sonunda

mesela bugün, ara verilmişken süfer lig heyecanına

mesela ucuzlamışken “süfer lüfer”, nam-ı diğer kofana

mesela kurşun atmak senfoni ortasında

mesela kafa koymak tümerin ortasında

mesela politika, romanın ortasında

mesela bir kafa daha, romenin ortasında

mesela parça koymak filmin ortasında

mesela parça koymak kokoreçin ortasına

hooop yeter bu kadar, bok atma chapuisat'a

olmuyor ve de olmayacak galiba

felsefi bir final olsun o vakit; suçlu aramızda…

***

chapuisat hepten anarşik mi oluyor ne? (politize polisiye )

... ve sedef adasının yüz haneli dinginliği

cinayet romanlarına çağırabilir ahaliyi

ama adada değil ki ölüm, asıl karmaşa şehrin göbeği

ve vermişler eline otuz kilo nitrobilmemneyi

koymuşlar direksiyona ehlül ayetül tahirül kayideül kisveyi

sonra da sevinmişler, yaptık denea testini, bulduk işte haini

pek de üzülmüşler, dedirtemezsiniz bana sağcılar adam öldürüyor

pek de süzülmüşler, islami terör tanımı, kanıma dokunuyor

bilememişler dedi chapuisat, terör kime yarıyor

bir bilseler dedi chapuisat, patladıkça bombalar birileri bölgeye yerleşiyor

aman bre chapuisat, bak bu mesele fitbolu bile ilgilendiriyor

çelskinin topçuları (ingiliz ya da değil) memlekete gelmiyor

ah bre chapuisat, bir tanı mı koyman lazım illa, tedavisi bulunmuyor

uefa'da uluslararası tekeller, daha şahane temsil ediliyor

karıştırma bre chapuisat, tekerler dönüyor, tekeller büyüyor

seninkisi de ulusal tekel, kendi çöplüğündekilerin büyümesini engelliyor

yoksa sen hala suçlu mu arıyorsun chapuisat?

yoksa sen hala annenin şampuanını mı kullanıyorsun?

içindeki nitrobilmemneye dikkat et chapuisat, barbarlık çağında yaşıyorsun...

***

müfettiş chapuisat dizisi, kaç oldu ki? (polisiye şiyirde bilinemezcilik)

… ve pembe bir otopsi masasına yatırdı geçmişini

ölmüş hayallerini parçalamak için, insan hiç beyaz önlük giyer mi

giymez dedi chapuisat, ama belli de olmaz, reçeteni adli tıpta yaz

ve işte ilk delil; akli tipte bir vaka, sıkışmış ve sıyırmış üç direk arasında, ha ha ha

…ve pembe bir otomobil hastasına yatırdı tüm birikimini

olmuş hayallerini paralamak için, insan hiç yoko ono dinler mi

dinlemez dedi chapuisat, ama belli de olmaz, çeneni sıkı tut biraz

ve işte ikinci delil; akbili bitip de hasta olunca, uçarmış direkler arasında, ha ha ha

… ve gel de bir otobüs firmasına yatır sendikal kariyerini

göçmüş hayallerini aralamak için, insan hiç ontoloji bilmez mi

bilmez dedi chapuisat, ama belli de olmaz, insan bu, varolmadan duramaz

ve işte üçüncü delil; varoluşun derinliği, en geride ve tek başına, ha ha ha

… ve bu böyle olmaz arkadaş, bu kadar kapalı anlatma, bu kadar uydurma

hem sözcükleri birbirine uydurma

hem kafadan uydurma

redif oldu uydurma

uyyy! durma!

durmaz dedi chapuisat; ama belli de olmaz, şişede durduğu gibi hiç durmaz

ve dördüncü delili; murat gibi, yasaklar içkiyi, değiştirir giysiyi, eldiven de giyerdi, hi hi hi

ve kösem sultan delirdi

ve r.e.m’den öldü biri; “dinini kaybetti”

ve delilin beşincisi; bunun dini katolik gibi, i la hi

delilin zoruna bak; bunun ülkesi var bi de, kokain cenneti

delinin zoruna bak; o kadar basit bir narkotik vakası değil ki

eeeee, ses yok, uyum yok, anlam yok, bu ne biçim bi-sanat eseri

…ve pembe bir oto pipisi, masaya yatırır kendi geçmişini

akli dengesi boz olmuş, yok mu bunun başka bir rengisi

ey penchetör kişi, chapuisat nasıl çözsün bu vakadaki garabeti,

gelmemiş ki hiç türkiya’ya oscar cordoba gibisi…

***

müfettiş chapuisat dizisi, ama kayip numarasi (polisiye şiyirde hırhızlık)

… ve çetrefilli bir hırsızlık vakası bu defaki

hidrofilli pamukla bayılttıktan sonra bekçiyi, çalıvermişler öteberiyi

ooo diyor chapuisat, bu sanki bizim kilit oris’in işi

kanamaya karşı pamuk kullanır kendisi illa ki…

şüpheleniyor yine de chapuisat

zira ne kadar ustası da olsa pamuğun, kilitin

bu tek başına yapabileceği bir iş değil bizim oris’in.

kanama izi bıraksa da geride,

çok kibar biri çalmış bu topu, tek bir hamlede…

arsenal lümpen de olabilir o zaman diyor chapuisat, bu bir klasik

lakin londra ekibi iyi olsa da top çalmada, nereden çıktı bu lümpenlik

hem londra’da çelski var bir de, lümpen proletaryaya karşı

bu alemde çarşı, hem arsene hem lüpene karşı…

o vakit diyor chapuisat, kim bu kibar hırsız, feyzo mu?

hadi len diyor çarşı, bir ki üç gol yetmez, daha fazla vietnam

olmadı ama diyor chapuisat, uymadı

uysa da kodum diyor çarşı, uymasa da…

uyma sorunu değil ki diyor chapuisat, hırsız kilidi bu, maymuncukla da çözülür

sen diyor çapalı karşı, yürüyedur, kervan yolda düzülür…

ama diyor chapuisat, bu kadarı da biraz ayıp oluyor

dikkat et chapü diye haykırıyor çarşı, arkandan birileri yine tef ve top çalıyor

durunnnn diye bağırıyor chapuisat, durunnn ve bırakın o topuuuu

ronaldo çaldığı topla görüveriyor, ileri doğru hareketlenen antonio carlos zago’yu…

***

müfettiş chapuisat dizi’si ve gillespie’si (policaziye şiyirde ters ozmos)

… ve yine bir hırsızlık vakası, çalıyor birileri notaları

yedi taneler ama çaldıkça artıyor bunların uyumları, akorları

ender rastlanan bir vaka diyor chapuisat, stadyumda caz konseri

uyumla çalındıkça artıyor müzikalite ve azıyor tabii ki rakibin kanseri…

ciğerleri çok güçlü bu çalanın diyor chapuisat, kim ki trompetteki,

chet gibi, dizzy gibi ama solosunu arkadaşına pas etmesi, daha da önemli…

sonoritesi çok farklı bunun diyor chapuisat, kim ki saksofondaki,

bird gibi, coltrane gibi ama kendini oyuna vermesi, daha da önemli…

atakları çok etkili bunun diyor chapuisat, kim ki davuldaki,

roy gibi, max gibi ama sert müdahaleleriyle rahatlatması geriyi, daha da önemli…

dokunuşları çok duyarlı bunun diyor chapuisat, kim ki bastaki,

haden gibi, holland gibi ama geride çakılı kalmayıp ileri gitmesi, daha da önemli…

vay be diyor chapuisat soloları bırak, sen asıl bunların birbirleriyle düetlerine bak

dolduruyor hemen beriki, ötekinin bıraktığı boşluğu

gerçekten müthiş bir işbirliği, müthiş bir düet bu…

chapuisat kendinden geçerek izliyor bu çılgın koşuyu, bu uyumu

ve çalınan notaların büyüsüyle hissetmiyor, çaldırıveriyor yine topunu

tribünden kopunca alkışlar, çakozluyor durumu

ve durunnnn diye bağırıyor, durunnn ve bırakın o topuuuu

zago çaldığı topla görüveriyor, ileri doğru hareketlenen guarrero ronaldo’yu…

***

müfettiş chapuisat dizisi - 41 (polisiye şiyirde hırt numarası)

... ve bir kuşak çatışmasının ortasında

yağıyor kurşunlar genç kuşaktan, ihtiyarlara

olay yerine intikal ettiğinde chapuisat

olay yerinde intikam alıyorlar, ihtiyatsızca

al yuvarla bakiyim bunu diyor chapü, topu uzatıyor sol açığa

alyuvarlarda protein yok mudur, nedir, aval aval bakıyor bu, topu atanlara

bak güzelim diyor chapü, topu kontrol etcen ayağında, sonra gitcen açığa

ah yukarlarda allah yok mudur, nedir, nasıl oynuyor böyle adamlar beşiktaş'ta?

... ve bir kuşak çakışmasının ortasında

yağıyor kurşunlar genç kuşaklardan genç kuşaklara

olay yerine intikal ettiğinde chapuisat

olay yerinde intihar ediyorlar, iple, kuşakla

al bak şimdi bu topu diyor chapü, ver hemen yanındaki arkadaşına

alpacinolarında akıl yok mudur nedir, artiz artiz bakıyor bu, sağına soluna

bak güzelim diyor chapü, dikilmeyecen öyle nal gibi, düşmüycen ikide bir ofsayta

ah yukarlarda allah yok mudur, nedir, nasıl oynuyor böyle adamlar beşiktaş'ta?

...ve bir kuşak çalışmasının ortasında

galebe çalıyor beyaz kuşak, siyah kuşağa

olay yerinde karate yaparkene chapuisat

yağıyor kurşunlar bardaktan boşanırcasına

bardaktan boşanmak kolay diyor chapü, sıkıysa boşan bakalım bu adamla

boşalıyor sinirleri izleyicilerin, başlıyorlar saydırmaya

hem al sen bakiyim bu takatukayı diyor biri, takatukacıya getir,

hem al sen bakiyim bu takatukayı diyor diğeri, takatukalattır da getir,

tak ediyor, tuk ediyor, şansız bir de bu, adamı kanser ediyor

ah bu takatukayı diyor chapü, beşiktaş nasıl oynatıyor?

... ve bir kulak çatışmasının ortasında

neden öldürmedi stalin bunu da

olay yerine de gerek yok hani,

chapuisat var nasılsa

... ve yoruluyor müfettiş

elinde onca kanıtla

suçluyu yakalıyor anında ve başlıyor sorguya:

“kim ulan bu serdar topraktape ve nasıl oynuyor beşiktaş'ta?”

***

müfettiş chapuisat dizisi – 67 (polisiye şiyir de miki)

... ve köklü bir mafya ailesi olabilir bu defa perdenin gerisindeki

ve kötü bir gailesi olabilir, bu uefa, mafya gibi

hem bunun da var bir perdesi, bir gerisi

müfettiş chapuisat'ın çok yönlü davalarla arası iyi mi ki?

ve olaya girmek için, yer ve zaman da belirtmeli

bugünlerden pazartesi, yarınlardan salieri

yerlerden viyana yahut prag olabilir mi ki

veyahut faili meşhurlardan, wolfgang amadeus mozartın miki

ve çok da ileri gitmeden, demem o ki;

mozart varmış bir zamanlar, dahiymiş

salieri varmış bir de, "-de" dahi anlamındaymış ama o kadarmış

tutmuş bu, viyana mafyasına haber salmış

bitişik yazılmaya çalışmış ama olmamış

topu ayağında çok tutmak, kitaba aykırıymış

kitapsızmış rakibi, top da ayağına çok yakışırmış

tamammış, mafyada bu işler babadan oğula kalırmış

ama baba da babaymış ha, burada ve her yerde dahi anlamındaymış

ve böyle, kocaman kepçe kulakları varmış,

ve böylece, boynuzun kulağı geçtiği koca bir yalanmış

ve demiş

veli, ah demiş,

veli efendiymiş

yer de veliefendiymiş

o zaman veli, "at" da demiş

veliaht da demiş

dünlerden salieri, düşlerden mozart imiş

sergen düşmüş, penaltı noktasına tümer metin gitmiş...

***

müf. chap. diz. 26 (polisiye şiyirde doğumkon trol yöntemleri)

... ve çakaralmaz bir aşk hikayesi bu defaki

demek isterdim ben de elbette ki

ama ne yazık ki

ve tamamlansın diye haberin diğer ögeleri;

ne zaman, nerede, niçin, nasıl ve kim yazık ki,

yine bir hırsızlık hikayesi bu defaki.

ve tamamlansın diye hikayenin diğer ögeleri;

buna bir olay, kurgu, kahraman filan da gerekli.

o vakit, bilirsiniz bizim kilit oris'i

hijyenik pedi bitince maus pedini kullanan maymuncuk iştahlı bir hırsız kendisi

soyunca bu bir gün çilingir sofrasındakileri

cıscıplak ortada kalmış alemin tüm meze ve memeleri

soyununca erkeksi

kol atınca asabi

gol atınca striptizci

altı çizilmeli illa ki, hep edebiyle tabii ki.

ve tamamlansın diye hikayenin gerisi

henüz elini torbaya da sokmadı bu, nouma gibi

ve tamamlansın diye polisiyenin delil şeyi

henüz öldürmedi bir de bu, çocuğu içindeki

yani kilit oris'in tam tersi

ve sorulmalı şimdi, her kürtaj büyük bir soygun girişimi değil mi?

ve bir çocuk deyişi; saçmalama ayten, çocuk olmaz tersten

ve bir solukta bitirdi önündeki içkiyi; saçmalama chapuisajj, şiyirde olmaz kürtajj

neyse efendim içtikçe bu müfettiş, kilit oris'le,

soyup soğana çevrildi, sote de oldu domatesle

yanında bir de beyincik salatası geldi,

afiyetle yedi kilit, tüm-çilingir-sen’deki ara sıcak börekleri

adeti buymuş sofranın, içtikçe içti, içtikçe içti

içtikçe oris iyice, daha şahane buldu adet yerini

ulen dedi müfettiş, amma saçma, amma terbiyesiz oldu

bir hırsızlık öyküsü daha, doğru düzgün kimse soyulmadan son buldu.

delil bir dedi yine de; bu kişi bir golcü gibi

delil ki; aynı kişi çilingir getirmeden çözemez defanstaki kilidi

delil çü; saygısızlığı yok formaya, sevinçten çıkarıyor üstündekileri

ve delil çüş, bir çalımla geçip kilit oris'i, soyabilir ilerdeki tüm zar ve perdeleri

ve çakozlayıp aralalayana kadar müfettiş chapuisat burdaki sır perdesini

gol atınca çıkarıp attı sağa sola ilhan mansız, üstündekilerin hepisini...

***

müf. chap. diz. 1789 (polisiye şiyirde historik-narkotik pastiş)

... ve esaslı bir narkotik davasında torbacıyla hapçıyı suçlamak,

meselenin esansını kaçırmaktır der hep müfettiş chapuisat.

kulağına meme olmuştur bu sözler, devede işitme cihazı arayanların,

camel'daki virgina woolf tütünü, derdine çare olmaz bitlis'teki ırgatların.

hah şunu bileydiniz dedi chapuisat, her yerin ayrı kulağı vardır,

bitlis'teki ekimi duyup paraya dönüştürenler, amerika'daki tefeci bezirganlardır.

eeee dedi ahmet çakar, nasıl olacak böyle, tütün borsasının belgeleri elimde,

neee dedi chapuisat, bu dizide hiç yerimiz yok bizim, sarıkırmızı kepazeliğe.

öyleyse dedi muhtar, hemen konuya girelim, reytingin önünü kesmeyelim,

öyle be dedi chapuisat, alıcılarımızın ayarını bozup sinirleri altüst etmeyelim.

… ve esaslı bir narkotik davasında topçuyla popçuyu suçlamak,

reytingi ona katlar praym ya da sekondari taymda, ekrana iyi bak.

öyleyse mesnetsiz iddialarıyla çakarın, reyting kaygısı muhtarın,

afyonu patlatsa bile, derdine çare olmaz karahisar’daki ırgatların.

aptal kutusunu bilebildiniz mi dedi chapuisat, her afyonun ayrı zıvanası vardır,

çıkmak için buz gibi vanadan, amerikan tozuyla sütlü karışımlar yapıp damardan alınmalıdır.

oooo dedi pop star, buradaki bağlantılar amerikan prodüksiyon şirketlerini bozar,

nooo dedi topçu star, ekmekler bozulunca önce, halk hep böyle pastaya tapar.

neee dedi chapuisat, yeni bir fıransız, yine bir fıransız ihtilali mi,

heee dedi san külot, mari antuanet yine ishal gibi sanki.

… ve belki de atipik bir narkotik vakasına yakalanan bir müfettiş bu, alkolik,

meselenin bokunu çıkarmaktır bu der hep müfettiş chapuisat, pek komik.

yargılar gibi sorar muhtar; nerede bu afgan ve paki tipi mallar,

ve nerede pervez müşerref’in arabasının pervazıyla müşerref olan kurşunlar?

hemen meseleye dalar çakar ve sorar gibi yargılar;

bu adamlar süikastten yırtmış yepisyeni fahri üye ve kaptan ararlar.

anaaa der chapuisat, bu mesele sakata saracak,

hiçbir sorunu olmadığı için, tüm deliller beşiktaşa uzayacak.

ve günaydııın diyecek reyting canavarı, gözün de aydın,

seğirtecek medyadaki gözün, baştan kokacak basın yayın balığın.

… ve esaslı bir narkotik davasında suçluyla güçlüyü bulmak,

maalesef gültikenle turgaya, maateesüf çakarla muhtara kalacak.

yooo diyecek chapuisat, lamı cimi yok ve de olmayacak,

oooo diyecek reyting hamdi, alfası betası var ve de hep olacak.

görünmez kaza diyecek chapuisat, görünmüyor ve de görünmeyecek,

gizli kameraya bak diyecek reyting hamdi, görünüyor ve de görünecek.

anlaşıldı diyecek chapü, ottandı, kazaydı, haptandı, kaptandı, beşiktaşın başına bir şeyler gelecek,

işteee diyecek praym taym reytingi, itiraflar böyle peşpeşe, puanlar böyle başbaşa gelecek.

tahminim odur ki diyecek muhtarçakar;

“kaptan tayfur pakistan’dan gelen malları pazubantının altında saklar”.

tatminim odur ki diyecek müfettiş şap;

“kaç buralardan kaptan, git sakarya’ya, dayının o biçim tarlasında jübile yap”…

***

müf. chap. diz. 2004 (polisiye şiyirde karakol korkusu)

... ve yine geldi, kar, kış, kıyamet, felaket ve belki de cinayet

veterinerdi, sonra polis okuluna gitti müfettiş chapuisat, bir zahmet

kedi köpek yağıyor havadan derlerdi, ıslak davaları hep ona verirlerdi

kedi köpek ingilizcede yağar ulan, ıslak havalarda nöbet devrederlerdi

karkışkıyamet, karakolun önüne bırakılan bir sepet, mini bebeler yetiştirirlerdi

kuvvetliydi müfettişin altıncı hissi, topçu olacak bebekleri bilir, önceden seçerdi

kışkarkıyamet, evsiz barksız düşkün bir hayalet, donmamak için nezarethaneye düşerdi

kuvvetliydi tüm hisleri, karakolda yetişen bir velet, kemikkıran bir tedrisattan geçerdi

kimisi patlamaya hazır bir bomba gibi kenarda beklerdi

kimisi paslaşmaya hazır sarışın bir bomba gibi, severdi

ne günlerdi be, pol-der vardı, mahalle karakolunda güller biterdi

bekçi murtaza giyerdi kepini, yassah hemşerim derdi, kırar geçerdi

ve gün geldi, içlerinden biri, mahalle takımından birinci lige yükseldi

yıldız oldu taşrada ama istanbul'a gelince mecbur, kulübede beklerdi

bebek bu ya, girince tom amcanın kulübesine, fakılböri hinn'in suratına işerdi

sonra gülüverirdi, gülüverdi, bir bakmışsınız cüce olurdu, bir bakmışsınız devdi

bebek yüzlü bu ya, ne yapsa hep hoşgörülecek zannederdi

chapuisat bu ya, veletleri hep böyle güzel kipatlarla eğitirdi

neyse efendim anladınız, yok bu defa narkotik, hırsızlık ya da cinayet şeysi

elimizdeki basiiiiit, çok basit bir karakol hikayesi

hem duymadınız mı asgari ücreti, kolay mı bu devirde çocuk yetiştirmesi

yıl iki bin dört, karakolun önünde sepetler biterdi

sanki yıl bin iki dört, karakolun önünde sepetler biterdi

vah ki yıl iki dört bin, beyaz türkler derlerdi, kara kollulara gülerlerdi

keşki yıl dört bin iki, karakolların işi biter, ak ve kara, tüm kollar gülerdi

yassah hemşerim derdi murtaza, polisiye şiyire girmez politika ve essahtan giremezdi

neyse efendim anladınız, filmlerdeki gibiydi yoksulluk, çocuk sepetleri karakola düşerdi

çıkardı babacan bir komser amca, adı ve rolü hulusi kentmen olurdu mesela

veremeyince anasına babasına, okuturdu, büyütürdü bunu bir güzel, usulca

topçu da olurdu bu sonunda, çıkar oynardı hem de halkın takımında

ne kadar milyarlara, zilyarlara boğulsa da, bebek yüzlü kalırdı hep sonunda

neyse efendim, ıngaaa derdi bu hep ıngaaaa

alırdı chapü bu bebek yüzlü okan koç’u, koyardı kartalın sağ kanadına…

***

müfettiş chapuisat dizisi - eksi bir (polisiye şiyirde jigolonun düğünü)

… ve birkaç aylığına tayinin çıkarsa ahlak masasına

küfür etme sakın orada demişler müfettiş chapuisat’a

hastir demiş, sana ne oluyor ya

sürgün emri gelmiş sonra, “hastir” ahlaka aykırıymış da.

böylece masanın tamamı hayat kadını avına çıkınca,

çıkarmışlar bizim chap’ı da, hayat erkeği avına.

yine basmış küfürü o da, ne avı bu ya,

insan değil mi bunlar da, her ne kadar şöyle böyle olsalar da.

boşveeer demişler, fani bu işler, fani madida,

uyuma recep demiş, uyuma, sahip çık sen yine ona.

uyumamış nitekim recep, baskın vermiş cihangir’e, pürtelaş sokağına,

pürneşe içindeymiş sokak, her ne kadar çekirdek ailelerin ahlakını bozsa da.

yakalananlar pürdikkat çekirdek çitleyerek binerlerken minibüsün arkasına,

çekilin çatlayıverecem demiş biri, huzur operasyonlarının tam da ortasına.

şöyle böyle zaman geçirirken müfettiş chapü, ahlak masasında,

son verilivermiş lige verilen araya, çıkmışlar jigolo yakalamaya.

jigol, bigol, bi gol daha derken, gitmiş herkes inönü stadına,

ahlak masası ne yapsın, küfür gidiyormuş zaten orda, hep gırla.

aslında küfür nedir bilmeyiz, edeni de sevmeyiz derlermiş ya,

bizle uğraşma çakar, sülaleni skeriz de olurmuş sonunda.

yere devrilmiş masa bunu duyunca, saçılmış kondomlar ortaya

yere devrilmiş şayir, fikir jimnastiğinin tam da kulpsuz beygir safhasında

sonra kalkmış gitmiş, beşiktaş fikir jimnastiği kulübünün antrenman sahasına

tam da zikir ayininden çıkmış beygirler gibi, koşmaktalarmış orda, burda.

ulan demiş chapü, filinta gibi delikanlılar, haliyle düşüp kalkacaklar şunla, bunla

ama ahlak masasının dört ayağını da hep hissedecekler, enselerinde olmasa da, reynada, laylada

hırslı gibiymiş hem topçular, magazine verilen ara da son bulacakmış ya

peki demiş chapü, ne olacak da, nasıl tutuklayacaz da, bunları da?

birininki, berininkini mi kapmış da, zina olmuş da, tutuklayacaz da, ha?

hem oktayla şansız serdar olayı yaşanırken daha kurulmamıştı ahlak masası da.

o halde, tutuklayıversem en jigolo kılıklı olanı da, ayıp olmaz mı da,

kimin eli, kimin cebinde illa bilmek zorunda mıyız ayrıca?

boşveeeer demişler, fani bu işler, fani madida,

uyuma recep demiş, uyuma, sahip çık sen yine ona.

uyumamış nitekim recep, basmış tekmeyi sarı kırmızı olanlara

sonra başlamış bir güzel saydırmaya, sözü meclisten ve ahlak masasından dışarıya:

“topçuluklarını filan bilmem de, sevemedim ben bu ikisini bir türlü be

belki de bunlar geyseden geldi diye, belli mi olur ki ne

neticede, ahlak masasına yakalatmak en iyisi dedim de, devirttim masayı şayire

uzattı o da kelepçeleri chapü’ye, geçti biri ahmetin, diğeri emrenin bileğine…”

***

müfettiş chapuisat dizisi – sıfır (polisiye şiyirde yedek kulübesi, epilog da hediyesi )

… ve karlı bir pazar günü, türkiye bitti, sanki lüfer gibi

ne kârlı bir pazar yeri, türkiye birinci süfer ligi

müfettiş chapuisat, bu işin dekoderini çözer gibi

bütün cici türklerin biriktiği olay yerine intikal etti

… ve kanlı bir pazar günü, gericiliğin tek isteği

ne kanlı bir pazar yeri, ilk onbirin gerisi

müfettiş chapuisat bu, içindeki kederi gömer gibi

bütün cimri türklerin biriktirdiği, imefenin cebine girdi

… ve fekat uslanmadı bu türkler

uslanmadılar ve transfer borsasına girdiler

reyting aldılar, reyting verdiler, reyting yükselttiler

moody’ninkini yediler, hem standarttılar hem fakirdiler

hemi de bütün “bozukluk”larını yedek külübesinde biriktirdiler

…ve gamlı bir baykuş gibi, türkiye bitti mi ki

parayla mı verdiler sanki, hiç bitmezmiş gibi

ne haklı bir bay bu, kuş gibi,

türkiye de bitince, süpürüversin şu ligi

müfettiş chapuisat bu, bye dedi, kuş gibi,

olay yerine intikal, olay zamanına intibak etti

hem nedir ki bu ülkenin ekonomiki, politiki

belediye otobüsünde fordist üretim biçimi değil mi ki?

… ve fekat üstlenmedi bu türkler

sanki bunlar suçlu, sanki bunlar güçlü değiller,

hedging yaptılar, leasing yaptılar, factoring yaptılar

ispirto yoktu, borsa endeksini ıspartalı kalemle yazdılar

ıspanaklı yediler, hem kuşları hem kartalı kote yaptılar

hemi de bütün ara transferlerini borsada haber yaptılar

… ve namlı bir kabadayı gibi, türkiya türkiya duy şunun sesini

ve namlu döndü dayı gibi, futbol sahasına da girdi

top oyununun sonucu, inler üç, cinler bir mi?

hemen uyarı geldi, skorbordun ayarlarıyla oynamayın dendi

yerim ulan ben o dijital memeyi,

silikon vadim o kadar yeşildi ki!

…ve yedek kulübesinde müthiş bir oyuna girme isteği

ve fekat bu hoca fena halde kurt, oyuna gelmez ki

müfettiş chapuisat bu işin finalini yapar gibi

kalan oyuncuları tek bir kere de toplar, diji-türk’le çarpar gibi

… ve bakıyoruz deliler gibi, anlamak için olanı biteni

ve topluyoruz delilleri sanki, anlamak için biteni olanı

ne bakıyonuz, delil mi lazım illa tutuklamak için topçuları

dedik ya “yedek kulübesi”, “ilk onbirin gerisi”, “ara transfer”, “transfer borsası”

ve bunlar oyuna girebilmek için çıkıyorlar birbirlerinin üzerine, eziyorlar dostlukları

o vakit çıkarıyor müfettiş chap kelepçeleri, tutukluyor; ilie, ümit, gökhan, sinan ve ramazanı…

***

… ve kanlı bir pazar günü idi,

… ve karlı bir pazar günü idi

bu şiyir de bitti gibi idi

müfettiş chapü veda eder idi

“aha bu da epilog olsun” dediydi:

… ve demişler ya, sanat uzun, hayat kısadır

o vakit; ASLOLAN SANATTIR

ve nihayet; SANATTA BEŞİKTAŞ’tır…

Edebiyyat

Sitra Pontin (Atilla Birkiye'den)
MİNE

2/3/2006 14:10


Sitra Pontin (aktaran)
AŞK İSYANI, EVLİLİK NİSYANI KIŞKIRTIR

23/11/2005 11:37


sitra pontin
SİNEMANIN KRAL-OZANI ANDREY TARKOVSKİ

15/11/2005 10:17


sitra pontin
İçinde Beşiktaş geçen üç şiyir

10/11/2005 13:37


profesör kien
müfettiş chapuisat dizisi 100-101 (polisiye destanda yüzyıllık şiyirsellik)

30/1/2004 14:37


Serkan
Beni kan tutardı

8/10/2003 18:08


m.pençe
bir beşiktaşlılık öyküsü

16/1/2003 23:52


Cenk
Kafa Sesi

22/11/2002 11:13


MieLLeuX
Eski Bir Defter

19/2/2002 10:47


MieLLeuX
Yıllarca uzaktaki sevgiliye mektup...

28/1/2002 14:12


   Sonraki sayfa >>