PsikopatlarSaz Caz RakEdebiyyatVeni Vidi VıdıRopürtajBi Cift Laf EtDerdim VarLink Mink

Oğlum sarı, anlat…
Yazan:Pençe Ropürtaj Team ( 29/8/2001 22:24 )

Pençe röpürtaj team (PIRT) hırsla ve gururla sunar:

Türk Tiyatro camiasının mühim kişilerinden, has Beşiktaş taraftarı, ayrıca da bir başka Pençe olan Bay Yıldıray Şahinler ile görüşeceğiz. Sn Şahinler’i “Gülşen Abi”, “Yerim Seni”, “Oğlum Adam Olacak” gibi TV dizilerinden, pek çok tiyatro oyunundan, ödüllü “Gemide” filminden ve en son “relax sakızı” reklamından tanıyoruz. Bi de kardeşimiz elbette.

Amacımız sayfa doldurmak değil, ciddi ciddi bir tiyatro sanatçısının gözünden olaylara bakabildiğimizce bakmayı denemek. Hem ne var? Hıncal da gazetesinde kendi kendiyle röpürtaj yapıyor.

Neyse, bu bey ile adı bizde saklı bir çay bahçesinde buluşuyoruz. Söyleşmeye, eğleşmeye başlayacağız. İşte noktasına virgülüne dokunmadan aramızda gelişen konuşma.

Selam baba, gel otur şöyle.

Selam. Nabersin?

İyi çok şükür. Biraz başım ağrıyor bugün.

Ne o teyp meyp?

Ha işte, senle röpürtaj yapacaz olm. Pençe için.

Hahaha…Hadi lenn

Ciddiyim Olm.

Güldürme la beni.

İstediğin kadar gül. Yeter ki sorularımı cevapla.

Ay tamam peki. Kıl şey.

Taam. Sayın Şahinler: Pençe isimli sitemizde Beşiktaş'lı ünlü kişilerle röportajlar yapmaktayız. Aşağıdaki sorularımıza yanıt verirseniz bu güzel sitede sizin de röportajınız…

Ay! Hahahahhaa…pardon

Ciddi ol be!

İyi tamam…Hahaha Hem “Efendim, ünlü kişilerle röportaj yapıyoruz” diyip sonra da benimle röportaj yapmanızı gayet saçma buluyorum ama madem öyle, peki.

Aferim. Bu arada, röportaj değil röpürtaj. Neyse başlıyoz. Önce klasik soru:

Nasıl ve neden Beşiktaş'lı oldunuz? Beşiktaş'lı mı doğdunuz?

Babam Beşiktaş'lıdır. Beni üç yaşımdayken İnönü Stadı'na götürürdü. Yıllarca birlikte gittik Suadiye'deki evimizden İnönü'ye. Yani yaklaşık 30 senedir Beşiktaş tribünündeyim. Zekeriya, Fazlı, Niko, Tuğrul, Sabri, Yusuf gibi oyuncuları bugün gibi hatırlıyorum.

Bi sigara versene ordan. Beşiktaş'lı olmak ne demek?

Her Beşiktaş'lı için ayrı bir anlamı var belki. Benim için, karşıtlıklardan yana olmak demek. Sadece "siyah ve beyaz" ı görebilenlerin gözü ancak köpeklerinki kadar gelişkindir.(hoş onların siyah-beyaz gördüğü tezi de çürütüldü ya) Yaşamın içindeki sonsuz renktir siyah-beyaz. Yenmekten daha çok yenilmek, ama azalacağına artmak demektir benim için .

Hımmm. Güzel. Peki, Fanatik misiniz? Seyirci misiniz yoksa taraftar mı?

Hayır Fanatik değilim. Fanatik olmakla övünenleri de anlamıyorum. 'Fanatik' ne demek? Yobaz, bir şeye körü körüne bağlanan, o şeyi aklıyla muhakeme edip eleştiremeyen kişidir fanatik. Ben koyu bir taraftarım. Beşiktaş'ın aşığıyım. O siyah-beyaz renklerin konfetiler, alkışlar eşliğinde o yemyeşil sahaya çıktığını görmekten sonsuz mutluluk duyuyorum.

Sanki biz duymuyoz. Söyleyin o zaman: Bir tiyatro sanatçısının (ya da herhangi bir sanatçının) Beşiktaş'lı olması, işini etkiler mi?

Şimdi "etkilemez" desem yalan olacak. İtiraf ediyorum işte: Birçok kez sahnedeyken, kulisten gol haberi işaretleri almışımdır. Fener'i, GS'ı yendiğimiz zaman, selam sırasında, orkestra çukurundaki rakip takım taraftarlarına, seyirciye çaktırmadan gerekli işaretleri yapmışımdır. Beşiktaş kazanmışsa mutlaka daha keyifli oynarım sahnede. Eh sonuç olarak tiyatro kanlı-canlı insanlarca yapılan bir iş. Yaşamımı etkileyen şeyler sahneye etki ediyor dürüstçesi. Beşiktaş da bunların en önemlilerinden biri.

Tiyatro camiasında başka Beşiktaş'lı sanatçılar kimler?

Ohooo çok var...demek isterim ama çok fazla değil galiba. Çünkü çoğunlukla kazananın yandaşı olanlarla dolu ortalık. Eh bu sıralar da kazanan olma sırası GS'da. Öyle olunca da, her ortamda az ve öz taraftarı kalıyor Kartal'ın. Şu anda aklıma gelenler Yılmaz Erdoğan, Haldun Boysan, Erkan Can, Nejat Birecik, Zafer Algöz...

Sanat Camiasında, dışarıdan bakanlar için sanki hep futbol (özellikle) ve diğer spor dalları lümpen eğlenceleri olarak görülmekte gibi. Yani sanatçılar aşağılar gibi futbol izleyicisini?

Sanat camiasından kastınız sanatçı geçinen kuşbeyinliler değil herhalde. Çünkü onlar zaten bayılıyorlar futbol ve futbolcuların üzerinden (ya da altından) şöhretlerine cila atmaya.

Sanat camiasındaki benim tanıdığım insanlar bu konuda ikiye ayrılıyor: Hiç ilgilenmeyenler ve yakından takip edenler. ikinci grup çoğunluğu oluşturuyor. Ancak futbolun sosyolojik bir olgu olarak toplumu nasıl etkilediği ve hangi dinamiklerden etkilendiği, hatta kimler tarafından manuple edildiği konusunda kafa patlatmak anlamında Türkiye'de sanatın bu güne dek uyuduğunu düşünüyorum. Serdar Akar'ın "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" filmini buyüzden büyük bir merakla bekliyorum ( Bu arada o da Beşiktaş'lıdır)

Sanatçıların futbolu ve onunla ilgilenenleri küçümsemesi konusuna gelince, benim aklıma bunu yapan kimse gelmiyor şu anda. Ama varsa, ben gereken cevabı veririm siz merak etmeyin:))

Futbol ve basketbol takımının bu sezonki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Basketbol takımı konusunda çok karamsarım. Geçen seneki iki yabancımızı kaybetmemeliydik. Birazcık özveriyle çözülebilirdi sorunlar. Ama kaybettikten sonra yapılan seçimleri de çok isabetsiz buluyorum. GS'ın Kombassan'dan aldığı Koul'u bu Mesheriakov'dan daha ucuza alabilirdik. Ama pota altında Eley'e yardım edecek fiziğe sahip olmayan bir oyuncu seçtiğimiz için Eley'den sağladığımız fayda çok düşüyor şimdi. Eley'in 5 faulsüz maç bitirebileceğini sanmıyorum. Oyun kurucu diye aldığımız Garris'in yerine ben oynasam daha iyi oyun kurarım valla.

Futbol takımımızdan ise çok ümitliyim. Ama bu sene Şampiyonlar Ligi Finali bekleyenlerden de değilim. Şu Barcelona'ya oynadıkları maçı iki kere daha oynasınlar (birini GS'a karşı olmak kaydıyla) yeter.

Yönetimden bir beklentiniz var mıdır?

Beklentilerim herkesinkiyle aynı. Sağlam temeller atmalarını bekliyorum. Günlük başarılar değil. Amatör şubelere ve genç insanların spor yaptığı bir camia olmaya ağırlık vermelerini istiyorum. Beşiktaş' ı bir futbol klübü gibi görmediklerini umuyorum. Çünkü BJK bir Spor Klübü'dür.

Maç anınız?

Kuzenimle bir BJK-Trabzon maçına gitmiştik. Ama çok geç gidebildiğimiz için, kapalının yanındaki eski açık tribüne, Trabzon'luların yanına girebildik. O kadar kalabalıktı ki maçın üçte ikisini yere diyagonal bir açıda ayakta durarak seyrettik. Zaman zaman sürükleniyorduk.

Bir ara Oktay topu aldı gidiyor. ben kendimi kaybetmiş bağırıyorum. "Yürü be! Yürü be!" son anda yan gözle yanımdakinin gözünü bana diktiğini farkettim. Anında kıvırdım. "Yürü be Osman! Gidiyor herif bee!".

Devre arasında adam döndü sordu:

-Sen Tirabizon'lu musun?"

-Hayır Sıvas'lıyım.

-Peki Tirabizonsipor'lu misun?"

-Tabi.

-Nası oliy daa?

O sırada arkadaşı yetişti imdada:

- Ula bilmiy misun butun Anadolu Tirabizon'u tutayi.

-Hööö (İkna oldu hamsikafa)

Böylece olası bir linçten kurtuldum. Maçı da 2-0 kazandık Ertuğrul'un iki golüyle. (tabi gol diye bağıramadım ama olsun)

BJK ile ilgili bir tiyatro olayı falan? hani buraya konacak cinsten...

Yepyeni bir tiyatro kurduk. Adı ne biliyor musunuz? Tiyatro Siyah-Beyaz. Daha Siyah-Beyaz tiyatro haberi olur mu? 21-25-28 Kasım tarihlerinde, Athol Fugard'ın "Merhaba, Hoşçakal" isimli oyunuyla Ortaköy Afife Jale Tiyatrosu'nda açıyoruz sezonu. Tüm Beşiktaş'lıları bekleriz.

Oh, giderayak reklam da yaptın. İyi iş be.

Napalım olm.

Bi çay daha söylicem, alır mısın?

Olur.

Ropürtaj

sitra pontin
ALEN (Tempo'dan)

15/11/2005 10:20


Yıldıray
Zuhal Olcay'la "SiyahBeyaz" Söyleşi

25/10/2002 00:01


PRT/Eugene
Isırırdım !

16/10/2002 14:13


Pençe Ropürtaj Team
Christopher Nolan'la Ropürtaj (Esquire'dan)

26/11/2001 13:48


Pençe Ropürtaj Team
Zeki Demirkubuz Ropürtajı (NTVMSNBC'den)

26/11/2001 13:45


Pençe Ropürtaj Team
İçe Dönük Bir Suluboya - (Bjork)

19/11/2001 09:37


Pençe Ropürtaj Team
Murat Kosova ile Dipdibe

20/9/2001 20:08


Pençe Ropürtaj Team
Radical Noise Kerem

31/8/2001 23:48


Pençe Ropürtaj Team
Oğlum sarı, anlat…

29/8/2001 22:24


Pençe Ropürtaj Team
Bi tane daha yersen, onbeş olucak abi...

29/8/2001 22:17